BÜLTENİMİZE
ÜYE OLUN!

TERMİK SANTRALLER AĞI
 

AKTİVİSTİN ZULASI
SON TWEET'LER
 



BROŞÜRLERİMİZİ
İNDİRİN, BASIN
ÇOĞALTIN, DAĞITIN!
Dokuz yaşındaki Ridhima Pandey, Hindistan Hükümeti’ne iklim için iddialı bir adım atmakta başarısız olduğunu gerekçe göstererek dava açtı. Ridhima Pandey, hükümetin gelecek nesiller için gezegeni kurtarmasını istiyor.
DEVAMINI OKU
Küresel kamu düzeninin bekçileri açısından her şey lego gibi birbiriyle uyumlu olabilir, paketlenebilir, parçaların yerine yenileri ikame edilebilir.Şu sıralar yeni gezegenler arıyor dünyalılar. Bu dünyadan ümidi kestiler ama diğer yandan da her bir metrekaresini alınır satılır kılmadan da edemiyorlar. Bu yeni düzenleme çağında, insanı bugüne getiren yaratıcılık edimlerini top yekûn inkar eden bir sistemin kurulabileceği sanılıyor.
DEVAMINI OKU
-Göz göze geldiler, sormuş bulundu, yanıtı da aynı hızla aldı: -“gemiden atılacakları bekliyoruz!” - Fark etti ki, küçük harfler tedirgindi, “müsait bir yerde inecek var”, diyebildi.
DEVAMINI OKU
Konu ABD olunca en eleştirel olanlarımızı bile bir düşünce tembelliği kaplayıveriyor. Yorumlar “kim gelse fark etmez ki” ile “Amerika’dan değişim beklemek saflıktır” kolaycılığı arasına sıkışıp kalıyor. Sınıf, devlet, toplumsal cinsiyet vb. meseleleri için kullanılan analitik gözlükler, bol katmanlı analizler konu Birleşik Devletler olunca bir kenara bırakılıyor, koca ülke Washington’a, Senato ve onun çevresinde faaliyet gösteren lobi ve kurumlara indirgenip küresel imparatorluk yekpare olarak algılanıyor. ABD’yi içi kazan gibi kaynayan bir küresel imparatorluğun her daim sürprizlere açık başkenti olarak algılamak yerine, onu mutlak, muktedir ve değişmez bir güç merkezi olarak görme eğilimi ağır basıyor. Dolayısıyla, ABD içi güç dengelerini pek merak etmiyor, hegemonyanın daha karanlık hale gelebileceğini yahut tam tersine, yeni kıtadan heyecanlandırıcı bir şeyler çıkabileceğini, sanmıyoruz. Böylece, imparatorluğun merkezinde yer değiştiren cepheler, çatırdayan ittifaklar aynılaşıyor, toplumsal mücadeleler silikleşiyor.
DEVAMINI OKU
(Geçtiğimiz) Perşembe günü, Başkan Trump ilk bütçe önerisini açıkladı. “Önce Amerika: Amerika’yı Yeniden Muhteşem Kılmak için Bütçe Planı” (America First: A budget blueprint to make America Great Again”) başlıklı doküman, yeni yönetimin “federal harcamaların önceliklerini yeniden belirlemek” için yapılan planların; yani fonların bir dizi devlet kurumundan çekilip, savunma ve göçmenlere yönelik harcamaları artırmak için kullanımının çerçevesini çiziyor.
DEVAMINI OKU
Çevre adaleti ve Siyahların Yaşamı Değerlidir (Black Lives Matter) hareketleri birbirini tamamlıyor. İkisi arasında seçim yapmayı göze alamayız.
DEVAMINI OKU
18.01.2017 tarihli ve 2992 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan I. ve II. Derece Arkeolojik Sitlerde Güneş Enerji Santrali Kurulması ile ilgili 29.12.2016 tarihli ve 662 sayılı ilke kararının Anayasanın 63. Maddesi, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 4848 sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05.11.1999 tarihli ve 658 sayılı ilke kararı ve uluslararası anlaşmalara ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu, koruma amacı bulunmadığından iptali gerekmektedir. 662 sayılı İlke Kararı iptali istemiyle Arkeologlar Derneği, Ekoloji Kolektifi Derneği ve TMMOB Mimarlar Odası davacı olduç 662 İlke Kararı'nı koruma yaklaşımıyla ve hukuki açıdan değerlendirecek olursak;
DEVAMINI OKU
İklim değişikliğinin giderek daha fazla hayatımızı etkilemeye başladığı bugünlerde, iklimi ve dolayısı ile yurttaşların haklarını korumayı amaçlayan hukuki süreçlerin önemi giderek artıyor. “Türkiye’de İklim Koruma Davaları ve Hukuki Durum ‘2016” adlı çalışma, ülkemizin gelişme ve iyi yaşama hakları ile iklim adaletini merkeze alan bir yaklaşımla, özellikle enerji yatırımları ve bu yatırımların konu olduğu iklim koruma davalarını inceleyerek, mevcut durumu gözler önüne seriyor.
DEVAMINI OKU
Araştırmacı ve ekonomist Dr. Bengi Akbulut’un, ülkemizin en önemli meselelerinden biri olan enerji tartışmalarına alternatif bir maliyet hesabı sunan “Termik Santrallerin Maliyeti - Alternatif Bir Değerlendirme” adlı çalışması Ekoloji Kolektifi tarafından yayınlandı. Yapılması gündemde olan 5 termik santral projesinin incelendiği çalışmada, uluslararası literatür baz alınarak, bu proje alanlarında çevre ve ekosistem üzerinde yarattıkları "görünmeyen" maliyetler hesaplandı.
DEVAMINI OKU
Ekosistemlerin insan için mi, ekonomi için mi olduğu gibi kısır, popülist ve bilimsellikten uzak siyasi argümanların her yerde olduğu günümüzde doğanın her adımda daha çok finansallaştırılmasına tanık oluyoruz. Bu gidişata bir dur demek mümkün. 2015'te yayınladığı kitabı "Hayat Ağında Kapitalizm" (Verso) ile çok ses getiren Jason W. Moore'un burada Ali Alper Alemdar'ın çevirisiyle sunduğumuz denemesinde emek gücü, gıda, enerji ve hammadde olarak tanımladığı Dört Ucuz'un dünya-ekolojisinin kapitalist raylarından çıkması bu doğrultuda bir adım olabilir. Teorik çerçeveden, tarihle beslenmiş bir kapitalist dünya-ekolojisinde değer ilişkileri analizi sunan bu denemeyi, Türkiye'deki ekoloji mücadelesinin eyleyenlerine boğucu güncelin dışına bir an olsun çıkabilme imkanı vermesi umuduyla sunuyoruz."
DEVAMINI OKU
Güney Afrika’nın ilk iklim değişikliği davasında, Thabametsi kömürlü termik santraline, iklim değişikliğine etkilerinin gerektiği gibi değerlendirilmeden izin verilmesi hukuka aykırı bulundu.
DEVAMINI OKU
Ekoloji Kolektifi tarafından hazırlanan raporda; İzmir 2. İdare Mahkemesi‘nin 16.12.2016 tarih ve 2015/1758 E 2016/1593 K numaralı karar gerekçesinin hukuken anlamı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu karar gerekçesi bağlamında ivedilikle yerine getirmesi gereken görevleri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, 2009/7 sayılı Genelge’nin iş bu karar bağlamında uygulanıp uygulanamayacağı ve oluşturulan ÇED Raporu’nun yeterliliği tartışılmaktadır.
DEVAMINI OKU
Earthlife Afrika’nın, Thabametsiz Enerji Santrali’nin ÇED süreci işletilmeden faaliyete geçmesini önleme talebiyle açtığı davanın ilk duruşması, 2 Mart Perşembe günü görülecek. Dava, Güney Afrika’nın ilk iklim değişikliği davası niteliğini taşıyor.
DEVAMINI OKU
Küresel İklim Değişikliği Yükümlülükleri Hakkında Oslo İlkeleri, iklim değişikliği konusunda uzman hukukçularca oluşturulmuş bir metindir.  Bu metin, devletlerin sorumluluk almalarının, çevre sorunlarının çözümü için tek yol olduğunu vurgulamaktadır.  Uluslararası anlaşmaların ve çevre zirvelerinin, çevre hukukunun ortak dilini ilkeler yoluyla kullanmasını ve devletlerin ortak hareket etmelerini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.   Bu ilkeler, devletleri iklim değişikliği sorununun çözümü konusunda uzlaşı göstermeleri ve ortaklıklar kurmaları konusunda teşvik edecek bir moral niteliğe de sahiptir. 
DEVAMINI OKU
İnceleme Değerlendirme Komisyon Tutanak, Görüş ve Kararları İle Emisyon Dosya ve Oranları Bilgi Edinme Hakkı Kapsamındadır.
DEVAMINI OKU
Çevrenin korunup korunmadığının tespitinin, denetimin yapılması ve çevresel güvenliğin alınması her şeyden önce çevresel risklerin öngörülebilir kılınmasına bağlıdır. Çevresel etki değerlendirme süreci bu işe yarar. Çevresel risklerin ortaya çıkartılmasını sağlamak ve buna karşı ne tür önlemler alınabileceğini belirlemek ÇED sürecinin amacıdır. Bu amaç doğrultusunda da özellikle çevresel kirliliğe yol açan ve karbon salımları yoğun olacak yatırımların iyi izlenmesi gerekir. Çünkü bu yatırımların gerçekleşmesinin yatırımcıya ekonomik getirileri varken örneğin tarım, turizm, hayvancılık gibi diğer yatırımlara olumsuz etkileri vardır. Bu etkilerin ne olacağı ve koruma – kullanma dengesinin sağlanması açısından ise her türlü bilgi ve belgenin şeffaflaştırılması kadar yatırımların emisyon raporlarının da şeffaf olması gerekir. Örneğin, bir bölgenin 10 yıl sonraki hava kalitesini öngörebilen bir kamu yönetimi veya yatırım yaklaşımı ülkenin kalkınma politikası üzerinde etkili demektir.
DEVAMINI OKU
Toplum çıkarını gözeten demokratik bir enerji programı için, sektörde bütünleşik kaynak planlaması zorunludur. Bu planlama; enerji üretiminin dayanacağı kaynakların seçimi, enerji tüketim eğilimlerinin incelenmesi, talep tarafı yönetim uygulamalarının üzerinde yoğunlaşma, enerjinin daha verimli kullanımı, çevreye verilen zararın asgari düzeyde olması, yatırımın yapılacağı yerde yaşayan insanların hak ve çıkarlarının korunması vb. ölçütleri gözeterek; demokratik katılım mekanizmalarıyla yapılmalıdır.
DEVAMINI OKU
HEMA Termik Santrali ve Kül Depolama Sahası Projesi için hazırlanan ÇED raporlarının, Çevre Hukuku kapsamında değerlendirmesini içeren raporda; entegre tesisler için tek ÇED süreci işletilmesinin zorunluluk olduğu; bu zorunluluğun entegre projenin çevresel etkilerinin bütüncül olarak değerlendirilmesi için olmazsa olmaz bir koşul niteliği taşıdığı ve HEMA Entegre Termik Santrali Projesi’ne ilişkin birden fazla ÇED süreci işletilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmaktadır.
DEVAMINI OKU
Enerji, her türlü toplumsal gelişmenin, içinde yaşadığımız uygarlık biçiminin başat ve olmazsa olmaz metası haline gelmiştir. Bir üretim aracı olduğu kadar bir tüketim malıdır da. Bu nedenle bir toplumun yaşam biçimi ile enerji üretim biçimleri arasında sıkı bir ilişki vardır. Enerjinin nasıl üretileceği sorunu, nasıl bir yaşam kurulacağı sorunu ile birebir ilişkilidir. Türkiye’nin enerji politikasının nasıl biçimlendiği sorusuna cevap aradığımız bu çalışmada Türkiye planlama sisteminin kalkınma planlarından sonraki adımı olan çevre düzeni planlarını inceledik. Türkiye’de hazırlanan planlarda enerji konusu ve iklim adaleti perspektifi eksik bırakılmış bir alandır. Oysa çevre düzeni planları enerji yatırımlarının mekânsal ölçekte yer seçimi kriterlerini gösteren birer hukuksal belge olmanın dışında, enerji üretimi ve tüketiminin toplumsal ve ekolojik maliyetlerinin hesaplanması ve iklim değişikliği konularında daha öngörülebilir hedefler belirlenmesi açısından önemli olanaklar sunabilir.
DEVAMINI OKU
Yoğun, boğucu bir yaz geçirdik. Ülkenin, bölgenin, dünyanın gündemi ruhlarımızı daralttı. Kah pes etmeye yüz tuttuk, kah kendimizi kapattık gündeme. Bir yanda egemeni tasdik eden olağanüstü hal, siyasi-iktisadi iktidarın kanatlarında 14 yıl sonra herkesin gözü önünde gerçekleşen kanlı boşanma, halka ve insanlığa karşı işlenen suçlar için cezasızlık halinin devamı. Diğer yanda senelerce malum güç koalisyonuyla el ele altı oyulan kamu sektöründen sendikalı olduğu için, bir bankada hesabı olduğu için, bir bildiriye imza attığı için torba torba atılan beş benzemezler, ekoloji mücadelesinin yegane sesi olan kapısı mühürlü gazeteler, TV’ler, radyolar…
DEVAMINI OKU
Geçtiğimiz yıl Paris’te düzenlenen Birleşmiş Milletler iklim değişikliği konferansı gelecekteki iklim değişikliği ile mücadeleyi amaçlamaktaydı. Önceki toplantılarda (örneğin 2009 yılında Kopenhag’da düzenlenen COP15) tıkanan müzakereler ve zayıf tedbirlerden sonra Paris zirvesi daha farklıydı
DEVAMINI OKU
Fas, 7-18 Kasım 2016 arasında Marakeş kentinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler iklim değişikliği taraflar toplantısı COP22’ye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bu toplantı bir yandan kötüleşen ekolojik kriz bağlamında gerçekleşirken bir yandan da toplantının kendisi kapitalist sistemin geçirmekte olduğu uygarlık krizinin bir boyutunu oluşturuyor.
DEVAMINI OKU
2000 yılında yenilenebilir enerji Almanya’da üretilen elektriğin sadece 6.3%’üne denk geliyordu. Geçen sene bu oran %31’e yükseldi. Bulutlu Almanya küresel olarak güneş enerjisi yenilikçiliğinde öncü konuma geldi. Bunu da büyük enerji firmalarını sübvanse etmek yerine yüzbinlerce küçük enerji kooperatifini teşvik ederek gerçekleştirdi.
DEVAMINI OKU
Son yıllarda sağlıklı ve güvenilir gıda arayışının yaygınlaşmasıyla beraber, organik, ekolojik, doğal vs. ürünlere ulaşmanın farklı kanalları da ortaya çıktı. Gün geçmiyor ki başka bir firmanın organik etiketli ürünleriyle veya bir başka web platformunun doğal çiftlik üretimi tanıtımlarıyla karşılaşmayalım.
DEVAMINI OKU
Toplumsal Tarih dergisinin 2013 yılı Ekim ayında basılan "Kent Hakkı İçin" başlıklı sayısında yer alan bir makalenin yazım sürecinde eylem deneyimlerime başvuruldu ve yazar tarafından anonimleştirilerek Ali adını aldım (mühendis, siyasi görüşü hiç önemsemiyor; ekonomik eşitsizlikler ve savaşlardan rahatsız). Konda Araştırma Şirketi'nin işgal altındaki Gezi Parkı'nda gerçekleştirdiği anketin sonuçlarına göre eylemcilerin en büyük halkasına dahilim (29 yaşında, çalışıyor, üniversite mezunu). Parkın asıl en büyük halkası olan kadınların (%50.3) anlayışına sığınarak, Aliler'in yazısıdır
DEVAMINI OKU
Eğer havayolu taşımacılığı bir ülke olsaydı, dünyanın yedinci en büyük seragazı salan ülkesi olurdu. Havayolları en hızlı büyüyen seragazı kaynağını oluşturuyor. 1990-2012 arasında bu sektörün salımlarını büyüme oranı %76 olarak gerçekleşti. Gelgelelim havacılık sektörü Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) tarafından kapsanmıyor. 1997 yılında hükümetler havacılık ve deniz taşımacılığı sektörlerini Kyoto Protokolü’nün dışında bırakmaya karar verdiler.
DEVAMINI OKU
Zorlu zamanlardan geçiyoruz. Küresel ve yerel siyasi çalkantılar, ekolojik-ekonomik krizler, OHAL’ler bu haller… Bir yanda ayağımızın altındaki toprak kayıyor, bir yanda gittiğimiz yolda tek yön uçurumlar olduğunu söylüyor bilim bize. İçinde yaşadığımız kentleri her seferinde başka açılardan görüyoruz: Asi kentler olarak, yavaş kentler olarak, durgun kentler, dinamik kentler, küresel kentler, yerel kentler. Hepsi insanın parçası olduğu ekosistemler içerisinde şekillenen, yeni anlamlar yarattığımız, yeni sıfatlar kazandığımız ve serpildiğimiz mekanlar. Bir yanı umut mekanları, bir yanı hayal kırıklığı. Bir yanı yaprak döküyor, bir yanı bahar bahçe.
DEVAMINI OKU
Ülkenin mahşeri gündeminden artakalan zamanlarda aklımıza gelen ikincil gündemlerin başında geliyor kentsel dönüşüm. En son Kadıköy adı sıklıkla geçiyor kentsel dönüşüm haberlerinde ve tartışmalarında. “Lokomotifi" inşaat sektörü olan ekonomimiz, dev bir belediye gibi ve İstanbul odaklı yönetilen ülkemiz, konutu en büyük güvence ve yatırım aracı olarak gören çalışan emekçi sınıfımız, inşaat ve turizmden başka bir alana yatırım yapmayan sermaye ile kentsel dönüşümün öne çıkmaması düşünülemezdi.
DEVAMINI OKU
Kentleşme ve inşaat sektörünün iklim değişikliği ile ilişkisi halk arasında genel olarak “beton sıcağı çeker, şu yeni bina bizim rüzgarı kesti” düzeyinde seyreder. Doğrudur da üstüne üstlük ve insan kendi yaşamına birebir etkisi üzerinden kentle ilişkiye girdiği için yadırganacak bir tarafı da yok. Devletler açısından bakıldığında da durumun çok fazla değişmediğini görüyoruz. Ulusal iklim değişikliği eylem planında konuya ilişkin üzerinde en çok durulan mevzunun “sen dış cephe yalıtımını yaptırdın mı?” boyutunda olması işin rengini bize gösteren tek bir örnek. Dolayısıyla iklim değişikliğine cevaben ş konut üretimi, kentin gelişiminin yönlendirilmesi, bunlara ilişkin verilerin toplanması ve planlanmasından ziyade yeni binaları yaptık ama “lüzumsuzsa söndür” noktasında tıkanıp kalıyor. Bir başka deyişle kilit nokta 'jeopolitik' bir unsur olarak enerji.
DEVAMINI OKU
Geçtiğimiz Mayıs ayında Datça’nın su probleminin Bozburun’un Bördübet köyünde yapılacak bir barajla çözüleceğini müjdeleyen haberlerle birlikte baraja karşı çıkan Bördübetlilerin eylem haberleri de basında yer aldı. Bu haberleri kimileri “yine birileri kalkınmamızın önünü kesmek istiyor” şeklinde yorumlanırken, başkaları ise “kim bilir kimin cebini dolduracaklar şimdi” şeklinde yorumladı. Kısa sürede unutulan konu, gündemin benzer minvalli haberlerine karıştı gitti. Oysa bu haberlerde (ve benzer haberlerde) gözden kaçırılan bazı derin çelişkiler mevcut.
DEVAMINI OKU
Geçtiğimiz sene 12 Aralık günü Paris iklim zirvesi (namı diğer COP21) “tarihi” olarak nitelendirilen Paris Anlaşması üzerinde 195 taraf ülkenin uzlaşısı ile sona erdi. Anlaşma, küresel sera gazı salımlarının en az %55’ini temsil eden ve en az 55 ülke tarafından onaylandığı anda 2020 yılından itibaren yürürlüğe girecek ve Kyoto Protokolü’nün resmen sona erdiği 2020 sonrası iklim rejiminin çerçevesini çizecek. Bu yazıda Paris Anlaşması sonrası yeni bir dünya inşa edebilmek noktasında kentler ne yana düşer, bunu tartışmak amacındayım.
DEVAMINI OKU
Adaletsizliklerle bezenmiş iklim sorunu karşısında benimsenen farklı stratejiler olabilir. Bunlardan biri, deve kuşu taklidi yapmaktır. Bu, iklim adaletsizliği bir yana, iklimin değişmesi gerçeğini reddeden ya da hafife alan bir stratejidir.
DEVAMINI OKU
Debra Roberts, Ekim 2015’te Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) iklim değişikliğinin etkilerini inceleyen ve onlara nasıl uyum sağlanması gerektiği konusunda sentez raporu oluşturan grup olan II. Çalışma Grubu (WGII) eş-yürütücüsü (co-chair) olarak seçildi. IPCC’nin 5. Değerlendirme Raporu’nda (AR5) Kentsel Alanlar bölümünün baş yazarlığını da yapan Roberts şimdilerde 6. Değerlendirme Raporu (AR6) döngüsü için WGII’nin hazırlıklarını sürdürüyor. The Carbon Brief’e Rotterdam’daki Adaptation Futures 2016 konferansı esnasında konuşan Roberts, aynı zamanda Güney Afrika’nın Durban kentindeki eThekwini Belediyesi’ndeki ilk çevresel planlama ve iklim koruma dairesini kuran ve yöneten kişi. Roberts aynı zamanda Durban kentinin ilk baş dayanıklılık (resilience) idarecisi ve şehrin ilk dayanıklılık stratejisinin hazırlanmasının da baş sorumlusu. Kentsel iklim adaleti alanında küresel gelişmeler ve yeni IPCC döngüsünün bu noktadaki rolü hakkında Roberts’a bağlanıyoruz.
DEVAMINI OKU
Barajlar ve çimento fabrikaları yüzünden iklim değişikliğinin etkilerini yakından hisseden Adıyaman, bir yandan da termik santral tehdidi ile karşı karşıya.İşte bu yüzden, iklim adaletini Adıyaman'da konuşmanın öneminin altını çizerek, sizleri 16 Temmuz Cumartesi günü Adıyaman Gölbaşı'nda "Termik Santral Karşıtı Mücadele ve İklim Adaleti" etkinliğine davet ediyoruz.
DEVAMINI OKU
Termik santraller hakkında açılan davalara ait mahkeme kararları medyada veya farklı kamusal buluşmalarda sık sık gündeme gelse de bu kararların derli toplu ve sistematik bir sunumu bugüne kadar çok mümkün olmamıştır. Bu çalışmamız ile seksenli yılların sonundan itibaren sayısı her geçen gün artan kent ve çevre davaları içinden örnek olarak seçilen yargı kararlarını değerlendirerek, yurttaşların yargı kararlarının içeriğine erişebilmelerini sağlamayı ve kararların hukuki anlamını daha anlaşılır olarak ortaya koymayı amaçlıyoruz.
DEVAMINI OKU
İnsanlığın yok olma eşiğine geldiği yıkım filmlerinde her şey iki saatin içinde olur biter, kalan sağlar bir biçimde yoluna devam ederler. Toplumun doğa üzerinde yarattığı etkileri yalnızca insan için oluşturduğu olumsuzluklar bakımından düşünmek, Hollywood senaristlerinin yaptığı hataya düşmek olur.
DEVAMINI OKU
Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’yle bir iç hukuk kuralı hâline dönüşecek değişiklik hükümlerinin bir denetimsizlik ortamı yaratacağına dikkat çekerek hukukî raporumuzu bilgilerinize sunuyoruz.
DEVAMINI OKU
Ekoloji Kolektifi, Yalova Platformu ve Yalova Barosu’nun organizasyonunu yaptığı “Ekolojik Kriz, İklim Adaleti ve Yalova” paneli, 21 Mayıs Cumartesi günü Yalova Barosu Toplantı Salonu’nda gerçekleşti. Panele, birçok farklı organizasyon konuşmacı olarak katıldı.
DEVAMINI OKU
DOSAB Termik Santrali için verilen ÇED Olumlu Kararı’nı iptal eden Bursa 2. İdare Mahkemesi, 5 Mayıs’ta verdiği kararda, kaynağı, miktarı, nasıl yakıldığı belli olmayan kömür numuneleri üzerinden elde edilen raporlama ve hesaplamaların gerçekçi olmadığı gerekçesine dayandı.
DEVAMINI OKU
Ekoloji Kolektifi’nin geçtiğimiz Ocak ayında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na yaptığı bilgi edinme başvurusunda, Yalova’daki kurulu olan ve kurulması planlanan termik santrallerin kurulu gücü ve emisyon oranları hakkında bilgi talep edildi. Bakanlık, kendi görev alanı olan bu konuda bilgi vermekten kaçınarak “web sitemizden ulaşabilirsiniz” yanıtını verdi.
DEVAMINI OKU
Cenal Termik Santralı projesinin ÇED Olumlu Kararının iptal edildiğini EPDK’dan gizleyen Cengiz Holding, olmayan ÇED Olumlu Kararını bildirerek lisansını kurtardı. Lisans iptal olmadı ama Cengiz Holding’e 800 bin TL ceza kesildi.
DEVAMINI OKU
Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımızın değer bulmadığı bu günlerde bu hakkın kimler tarafından ne amaçla gasp edildiği her geçen gün daha fazla ortaya çıkıyor. Ekolojik krizin etkisini yaşayan insanlar tüm dünyada bu gidişata dur demeye çalışıyor, yaşam haklarını gasp eden sermayeye, hükumetlere, şirketlere karşı mücadele ediyorlar. Bu mücadeleyi daha da güçlü bir hale getirmek için “Ekolojik Kriz ve İklim Adaleti”ni Yalova özelinde konuşmaya davet ediyoruz!
DEVAMINI OKU
Bizler, iklim krizinin ve siyasi çöküntülerin gemi azıya aldığı bu dönemeçte “O duvar... o duvarınız, vız gelir bize vız! / Bizim kuvvetimizdeki hız, ne din adamının dumanlı vaadinden, ne de bir hülyanın gönlü yakışındandır / O yalnız tarihin o durdurulmaz akışındandır” diyen Nazım’ın peşindeyiz.
DEVAMINI OKU
Güvence sistemlerinden tamamen kopartılmış ve biyolojik bir beden olarak görülen on binlerce mülteci endüstriyel tarım, ağır sanayi, maden ocakları ve kömür havzalarında 21. yüzyıl işçileştirilmesine layık bir biçimde yeniden işlevleniyor.
DEVAMINI OKU
Neyse ki tarih kızıl-yeşil sentez örnekleriyle dolu: Emek çevreciliği, sendikal hareket kadar eskiye dayanıyor ve iklim krizi şiddetlendikçe ise “adil geçiş” (just transition) kavramını gündemine yerleştirdi.
DEVAMINI OKU
Ekoloji mücadelelerinin onlarca yıldır vurguladığı kamu sağlığı, hava kirliliği, türlerin yok oluşu, sürdürülebilirlik gibi argümanların karşısına konan ve sıklıkla da yalanlara dayanan “iş imkanı” argümanı, yerel halk arasında bir ayrışmaya yol açabiliyor.
DEVAMINI OKU
“Toplum artı doğa” anlayışının yeşil aritmetiğindeki sorun çevre adaleti ve toplumsal adalet, doğada sürdürülebilirlik ve toplumsal sürdürülebilirlik, ekolojik emperyalizm ve normal emperyalizm arasında yaptığımız garip ayrım. Emperyalizmin tarihini bilen herkes bilir ki aslında her şey “Neye değer veriyoruz?” ve “Toplumun hangi kesimine değer veriyoruz?” sorularıyla ilgili.
DEVAMINI OKU
İklim değişikliği gibi büyük bir sorun hakkında ne yapabiliriz? Bizce iklim değişikliğine karşı mücadele etmenin tek mantıklı yolu, tercihleriyle iklime zarar veren insanlara karşı mücadele etmek. İşte sizin için 6 fikir!
DEVAMINI OKU
Yıllardır yaşam alanını kaybeden kutup ayısıyla simgelenen iklim krizi Türkiye’deki siyasal ve kültürel hayata uzak kaldığından uzun süre boyunca karşılığını bulmadı. Ancak küresel kömür karşıtı dalga Türkiye’de Çanakkale, Bartın, Zonguldak, Adana, İskenderun, Bursa, Yalova, Şırnak ve Aliağa/Foça’da termik santrallere karşı yükselen itirazlarla hızlı bir biçimde yayılıyor.
DEVAMINI OKU
Aliağa’ya siyasal bir kader gibi yapıştırılan “isin-kirin ve denetimsiz-plansız-antidemokratik sanayileşmenin” bir toplumsal öfke tortusu haline geldiğini gözlemleyerek Aliağa için stratejik olarak izlenecek yolu örebilmek için Termik Santral Dava Süreçleri raporumuzu sunuyoruz.
DEVAMINI OKU
İki termik santral ve 17 RES yapılmak istenen Ilıca Burnu’nda iş makinaları antik döneme ait kalıntıların bulunduğu arkeolojik alanda çalışmaya başladı. Arkeologlar Derneği, ‘Sit alanı olarak tescilli parselde arkeoloji müzesi denetimi olmadan hiçbir çalışma yapılamaz’ diyerek koruma kurulu ve müzeden acil bilgi talep etti.
DEVAMINI OKU
Doğayı, ellerimizi ve çıplak bedenlerimizi; hepimizi ayrı ayrı ama "toptan" bu fosil uygarlığın mümtaz bekçileri kılmaya çalışan yeni düzeni konuşmak üzere davetimizdir!
DEVAMINI OKU
Türkiye'nin termik ağından sonra termik haritasını yayınlıyoruz, kara tahtanın önünde değil; kömürün karşısında geleceğimizin resmini
DEVAMINI OKU
Ekonomik eşitsizlik, günümüzü tanımlayan sorunlardan biri. Oxfam ve birçok başka kurumun araştırmaları sayesinde, gelir ve refah eşitsizliğinin birçok ülkede kötüye gittiğini ve epi topu 62 kişinin en yoksul 3,6 milyar insanın toplamından daha çok zenginliğe sahip olduğunu biliyoruz.
DEVAMINI OKU
Devasa toplumsal sorunlarla çevrilmiş bir dünyada, eşi benzeri görülmemiş bir kriz içinde yaşıyoruz: neoliberal kapitalist küreselleşmenin insanlığın en az üçte ikisinin canına okuduğu tiksindirici bir sefalet ve eşitsizlik, siyasal elitlerin hemen her yerde eylemsizliği, ve en bireysel ilişkilerden kitlesel katliamlara ve savaşlara kadar yaşamlarımızı zehirleyen şiddet kültürü.
DEVAMINI OKU
Bu raporun, kömürlü termik santrallere karşı İzmir’i korumaya yönelik farklı kollardan yürütülen çabaların ortak bir metinde görünür kılınmasını sağlayacağını umuyoruz.
DEVAMINI OKU
Yurttaşların bir hukukçuya ya da başka bir temsilciye ihtiyaç duymadan, kendi başına bilgi edinme ve dilekçe hakkını kullanabilmelerine yönelik çalışmaların ilk ürünü olan “Bilgi Edinme Hakkı Rehberi ve Uygulama Örnekleri” kitabını sizlerle paylaşıyoruz.
DEVAMINI OKU
Anlaşmada fosil yakıt teşviklerinin azaltılmasına ya da kaldırılmasına yönelik herhangi bir cümle yer almadığı gibi “fosil” ya da kömür, petrol, doğal gaz gibi yakıtların adı bile geçmiyor
DEVAMINI OKU
Paris Anlaşması’nı hayra mı şerre mi yormalı hala emin değilim. Anladığımı düşündüğüm her şeyde bir olumsuzluk, bilinmezlik, eksiklik ya da muğlaklık var
DEVAMINI OKU
Rusya krizinin kömür ithalatına dayalı termik santral projelerini nasıl etkileceği tartışmasında gözden kaçan, ÇED raporlarında kömürün nereden alınacağının belirsiz bırakılması.
DEVAMINI OKU
Hollanda’da bir yerel mahkeme, devletin sera gazı emisyonu azaltım yükümlülüklerini karşılamadığına ve azaltımları vadettiği hedef seviyesine çıkartması gerektiğine hükmetti.
DEVAMINI OKU
Türkiye, OECD’nin ‘gelişmiş ülkeler’ kategorisinde olmasına rağmen ‘gelişmekte olan ülkeyiz’ tezine yaslanıyor ve ‘iklim kriziyle baş etmek için’ finansal destek bekliyor.
DEVAMINI OKU
İklim kriziyle mücadelede kötü şöhretli ‘karbon ticareti’, Paris Anlaşması sonrasında hacmi artarak devam edecek. Ülkeler ve şirketler kapsamlı azaltım tedbirleri almak yerine taahhütlerinin bir kısmını karbon kredileri ile karşılayıp, parayla kirletmeye devam edebilecek.
DEVAMINI OKU